UgurluKoyu.com  
 
 
     
  UĞURLU'NUN TARİHİ  
     
  Nereden nereye!

Hani yaşamın en uç noktaları arasında gidip gelmişler için “Neredeeeen nereye!” derler ya... Uğurlu için bu deyim pek de yabana atılır gibi değildir.

Uğurlu’nun kısa tarihine baktığımızda oldukça ilginç bir yaşam öyküsü çıkar karşınıza. Dedelerimizin yaklaşık 200 yıl önce mekan tuttuğunu varsaydığımız bu topraklar kendi çapında ilginç gelişmelere sahne olmuştur.

“Engürcük, Üğürcük, Baltacıbaşı, Uğurcuk ve Uğurlu”

İlk adı Engürcük ya da Üğürcük’tür. Engürcük, Üğürcük gür meşe ve ardıç ormanı ile çevrili bir kaç haneli yeşil bir köydür. Arapkir o dönemde bölgenin ticaret merkezidir ve demircilik, bakırcılık, kalaycılık gibi el sanatları ile ünlüdür. Kasabada Osmanlı Süvarileri’nin atlarına nal üretildiği söylenir. Bu işler için tek enerji kaynağı odun kömürüdür. Keban’da çıkarılan gümüş madeninin eritilip işlenmesi için de odun kömürüne ihtiyaç duyulunca; Kozdere’nin, Üğürcük’ün dev meşe ve ardıç ağaçları kömürleşmeye başlar. Artık çevredeki insanlar için yeni bir iş sahası açılmıştır. Balta ile odun kesip kömür yapan bu insanlara “baltacı” derler. Baltacıların idaresi Aslan Ali’nin oğullarına verilince köyün adı da yaptıkları işe uygun olarak “Baltacıbaşı” olur.

Kömür üretimi Kozdere ve Baltacıbaşı’nın ormanlarını kısa sürede yok eder ancak, Aslan Ali’nin oğullarına da nüfuz kazandırır. Osmanlı’nın son döneminde Topal Yusuf Ağa’ya kırserdarlığı (Osmanlı adına kendi bölgesinden asker ve vergi toplayan komutan) verilir. Bir süre sonra da Baltacıbaşı’na nahiyelik ünvanı verilir. Hüseyin Ağa ve yeğeni İbrahim Ağa ile oğlu Aslan Efendi (Eğitmen Süleyman Aslan’ın babası) nahiye müdürü olurlar.

İstanbul’dan Elazığa giden bir Osmanlı Paşası, Hüseyin Ağa’ya konuk olur. Deneyimsiz ve diplomatik davranmayı beceremeyen Hüseyin Ağa, olmadık bir gaf yapar ve nahiyelik kısa sürede ellerinden alınır. Sonra devlete yüklüce bir vergi borcu ödemek durumunda kalırlar ve varsıllıkları da böylece sona erer.
Torunlarından biri yazacak olursa, Hüseyin Ağa’nın bu gafını “Köyümüzden Anılar ve Anektotlar” bölümünde sunacağız.

Cumhuriyet Dönemi:

Cumhuriyet’ten sonra köy Kozdere’ye bağlı Uğurcuk mezrası olarak kayıtlara geçer. 1987 yılında içme suyu yüzünden Kozdere ile anlaşmazlığa düşünce 1990’da Kozdere’den ayrılır ve Uğurlu adını alır. *

*Kozdere- Uğurcuk sorununu “Köyümüzden Anılar ve Anektotlar” bölümünde sunacağız.

Değişen Türkiye ve iç göç bütün diğer küçük köyler gibi Uğurlu’yu da etkiledi. Son 40-50 yılda sakinleri bir bir Uğurlu’yu terkettiler. Bugün yok olmanın sancılarını yaşayan bu topraklarda 20-30 yıl sonra kimsecikler kalmazsa hiç şaşmayalım.

Dedik ya, “ Neredeeen nereye ! “ Mağarada yaşayan Gağular’dan, iki haneli köye; kömür üretiçiliğinden, kırserdarlığına; nahiyelikten, mezralığa; inişli çıkışlı bir grafik çizen Uğurlu, muhtarlık olmasının üzerinden 15-20 yıl bile geçmeden; tükenmeye, yok olmaya yüz tutmuş durumdadır.